20 Haziran 2005'de REC-Bölgesel Çevre Merkezi Türkiye ve TÜSİAD
"AB Uyum Sürecinde Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Çevre" konulu bir panel düzenledi. REC Türkiye Direktörü Dr. Sibel Sezer ve TÜSİAD Çevre Çalışma Grubu Başkanı Musa Galip Eroğlu'nun açılış konuşmasını yaptığı panelin, en önemli özelliği Türkiye için çok yeni olan "Kurumsal Sosyal Sorumluluk" kavramını, yabancı hükümet temsilcileri ve araştırmacılar kanalıyla etkin bir şekilde tanıtması ve Türkiye için yönlendirici olmasıydı. Fakat, katılım, konuşmacıların ve konunun önemine kıyasla azdı.
Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü Direktörü, Jose-Jorge Diaz Del Castillo CSR olarak kısaltılan Corporate Social Responsibility-Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramının Avrupa Birliği için önemini vurgulayıcı bir konuşma yaptı. Bunun bir hayır işi değil, bir yatırım olduğunu belirtti. Daha sonrasında, Middlesex Üniversitesi öğretim üyesi, Prof. Dr. Michael Hopkins, CSR'ın gönüllü ya da zorunlu olup olmaması konusundaki çelişkileri ortaya koyduytan sonra, yararlarını anlattı. Türkiye'nin basılı iş ahlakı kodları konusunda en düşük seviyelerde olduğunu belirtti. Çevre ile birlikte, sosyal projelerde de sürdürülebilirliğin önemine değindi.
Daha sonrasında, TÜSİAD Çevre Çalışma Grubu Üyesi Dr. Tamer Atabarut, "Çevresel Muhasebe" olarak adlandırdıkları ve kurumların çevresel ve sosyal sorumluluklarını da kapsayan bir muhasebe anlayışını anlattı. Çevresel envanterlerin toplanmasının, toplumsal yararı olduğu kadar, kurumların da yararına olduğunu, kurumun imajını olumlu yönde geliştirdiği gibi, yönetim riskini azalttığını belirtti.
"Oxford Business Knowledge"de proje yöneticisi Asier Ansonera Porras ise İngiltere'de CSR uygulamalarını anlatarak, Türkiye için yol gösterici olabilecek noktalara değindi. Porras, CSR girişimlerinin gönüllü olması gerektiğini; zorunlu kılındığı takdirde, etkin ve doğru bilgilere ulaşılamayacağını vurguladı. Porras'a göre, hükümet teşvik edici olmalı; çok uluslu ortaklıklara katılmalı. Kurumlar ve sivil toplum örgütleri de hükümetle iş ortaklıklarında bulunmalı.
Panelin bir diğer ilgi çekici konuşması, İtalyan Çevre ve Bölge Bakanlığı Müsteşarlarından Claudio Baffioni'nin İtalya'daki CSR deneyimleri üzerine yaptığı konuşmaydı. Baffioni, İtalya Hükümeti'nin ISO 14001 ve EMAS standartlarına uyum çerçevesinde özel sektöre teşviklerini anlattı. GFK Türkiye'den Genel Müdür Yardımcısı Elvan Oktar ise, sonrasında, Kurumsal Sosyal Sorumluluk uygulamalarının Türkiye'de kamusal yansımalarını takip ettikleri bir uygulamadan bahsetti. Fakat, 2004'de yapılmış bu araştırmaya göre, bu konu halk tarafında anlaşılabilmiş değil. Panelin son konuşmasını yapan WWF İngiltere'nin direktörü Dax Lovegrove ise bazı çarpıcı rakamlar verdikten sonra- uluslararası firmaların sayısının 1970'de 7000 iken 2005'de 65000'e çıkması, doğal zenginliklerimizin üçte birinin son 30 yıl içinde kaybolması gibi- insanlığın "çevresel izinin" artışına dikkat çekti. Türkiye için uyarısı ise turizm sektörü ile ilişkili oldu. Kontrolsüz turizmin, deniz canlılarını yok edebildiği gibi, tatlı su kaynaklarını da tehdit ettiğini belirtti. Bakü-Ceyhan Boru Hattı'nın ise çevresel etkilerinin yeterince analiz edilmediğini söyledi.
Panelin sonundaki soru-cevap bölümünde ise, Türkiye'de 8. Kalkınma Planı ile birlikte "Sürdürülebilir Kalkınma"nın telaffuz edildiği, fakat hükümetin "Kurumsal Sosyal Sorumluluğu" yeterince teşvik etmediği ifade edildi.
Panel sunumlarını ilerleyen günlerde bulabileceğiniz REC Türkiye'nin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap