Günümüz Sanatının Belleği
22 yıldır düzenlenerek Türkiye'de çağdaş sanata dair önemli bir bellek oluşturan Günümüz Sanatçıları Sergisi kimi önemli soruları da gündeme getiri
22 yıldır düzenlenerek Türkiye'de çağdaş sanata dair önemli bir bellek oluşturan Günümüz Sanatçıları Sergisi kimi önemli soruları da gündeme getiriyor: Tuval resmine ne oldu?
Resim Heykel Müzeleri Derneği'nin düzenlediği 'Günümüz Sanatçıları Sergisi'nin 22'incisi İstiklal Caddesi'nin girişindeki Aksanat'ta açıldı.
Açılış konuşmasında belirttiğim üzere, Türkiye gibi bugünden yarına hiçbir şeyin kalmadığı, her şeyin akıl almaz bir hırçınlık ve aymazlıkla harap edildiği bir ülkede 22 yıl boyunca bir derneğin parasal onca yoksulluğa göğüs gererek, inançla bir işi sürdürmesi görülmüş şey değil. Bu sonucun en büyük onuru hiç kuşkusuz yaptığı işi bir 'görev' bilen, sivil bir yurttaşlık sorumluluğunun belki de anıtsal örneğini veren Leyla Belli'ye aittir. Bütün anlamsız eleştirilere rağmen dirençle bu işi sürdürmekteki iradesi herhalde Türkiye'de çağdaş sanatın oluşumuna en önemli katkılardan birisidir.
Çağdaş sanatın belleği
Bu sergi Türkiye'deki çağdaş sanatın en büyük birikimlerinden birisini oluşturuyor. Doğal; çünkü, bu anlayıştaki sanatın tarihi de aşağı yukarı bu kadar; çeyrek yüzyıl. Bu sürede şimdi yerini bulmuş hemen herkes bu sergilerde yer almıştır. Bu sergilerin her yıl yayımlanan kataloglarının yarın-öbür gün yapılacak bir toplu basımı çağdaş sanat tarihimizin en önemli belleğini oluşturacaktır. Ne türden arayışların bu sürece katkıda bulunduğunu, hangi sorunlarla uğraşıldığını bu sergiden daha somut saptayan bir birikimi daha yok Türkiye'nin. Kaldı ki, Türkiye gibi sayısız güzel sanatlar fakültesinin bulunduğu, fakat mezunlarının ne yapacağını bilemediği, ödüllendirmenin değil cezalandırmanın, fırsat vermenin değil engellemenin esas olduğu bir ülkede gençlere tanınan bu türden olanaklar ayrıca değerli. Bu sergiler, bütün sanatçılara açık. Yapıtların nasıl değerlendirilip seçildiği gene Türkiye'nin de, dünyanın da bu konudaki dönüşümünü yansıtıyor.
Jüri değerlendirmeleri işin özünü oluşturuyor. Bununla birlikte jürilerin yapısındaki değişiklikler klasik anlayıştan nerede, nasıl kopulduğunu gösteriyor. Bu sadece bizde değil, dünyada da böyle. Şu sıralarda devam eden Venedik Bienali, yakında başlayacak olan İstanbul Bienali bu tartışmaları seçme sistemleri tartışmasını bir kez daha alevlendirecek. Bir kere her seçim öznellik yansıtır. Seçimin demokratik olması öznel olmasını engellemez. Saydamlık son derece önemli olgular ama bir jürinin oluşumu bile bütün bu önemli hususların ötesinde bir tercihtir.
Buradan bakınca bu yılki sergi hakkında bir noktayı belirtmek gerek. O 'nokta' benim de gündemimde; çünkü, dünya hızla bu sorunu (bir kez daha) tartışmaya dolu dizgin yaklaşıyor: tuval resminin geleceği. Bu sergide tuval resminin olamamasına dönük eleştiriler ele alınması gereken bir şey.
Tuval resminin öldüğünü iddia etmenin bir anlamı yok. Elbette tuval de, figür resmi de, soyutlama da varoldukça olacak. Bu kaçınılmaz. Önemli olan tuval resminin veya onun karşısına yerleştirilmek istenen daha farklı görselliklerin bir bütün olarak ifade ettiği anlam. Şunu söylemek istiyorum: eğer tuval resminden yerleştirmelere, performanslara, video sanatına gelinmişse bu kendiliğinden olan bir şey değil. Arkasında bir birikim, bir arayış, bir zorlama var. Bu zorlama tarihin ve teknolojinin getirdiği bir sonuç.
İnsanın kendisini sanatsal planda ifade edişi böyle bir 'cevap' zaten. Perspektifin bulunuşu, Kübizm, diğer soyutlamalar hep tuval resminin içinde kalınarak yapılan şeylerdi. Fakat, belli bir toplumsal/tarihsel dönüşüm, belli bir teknoloji, insanların yeni bir ifade dili bulmasını zorluyor, zorunlu kılıyordu. Bu Duchamp'la yeni bir sürece tırmandı. 60'tan sonra bambaşka ufuklara açıldı. 1980 sonrası bu konuda önemli bir çizgi çekiyor. Acaba deniyor, tuval resmi/sanatı bütün bu dönüşümü, yeni açılımları kapsamaya yetecek bir kapsam, içerik ve güce sahip midir?
Tuval resmi hâlâ varsa...
Bunun cevabını olumlu olarak veren kesimler var. Katılmamak için de bir neden görünmüyor. Ne var ki, bu 'cevap', tuval resminin sadece tuval resmi olduğu için kollanmasını gerektirmiyor. Söylenemez de. Tuval resmi bugün iki şeyi yaparak varlığını sürdürüyor: bir, öteki görselliklerin doğmasını zorlayan sorgulamaları ve sorunları yanıtlayarak, iki, tuval resminin baştan beri geçirdiği dönüşüme, ortaya koyduğu gelişime birinci elden yanıt vererek, yani kendisini yenileyerek. Kısacası, bugünün olgularıyla yüzleşmeyen, kendisini aşmayı denemeyen bir tuval resmi sadece tuval resmi olarak ele alınamaz, korunamaz. O tür bir arayış onu arkaik hale getirir. Ancak güncel olmakla bir sanatsal ifade biçimi onun dışına çıkar. Tuvalde de figüratif resimde de bu potansiyel var.
Bütün bunlar, bienallerde ve seçicili sergilerde tuval resminin neden daha az göründüğünü açıklıyor. Bundan ötürü öfkeye kapılmaya gerek yok. Bu, bir durum ve anlaşılan, sanatın cevap sorunu tuvali zaman zaman zorluyor.
'Günümüz Sanatçıları Sergisi' bakılması, görülmesi gereken birçok işi içeriyor. Beğendiğim çalışmalarda hem yukarıdaki tanıma uygun uçlar buldum hem de onların tümünde gizli bir Romantisizm, belki bir şiirsellik (işlerin bütün sertliğine karşın) dikkatimi çekti. Neden böyle olduğu, üstünde düşünülmesi gereken bir soru. Yaz sıcağı onu engellemiyor, tahrik ediyor.
Haberi faydalı bulduysanız tek dokunuşla paylaşın.
Link kopyalandı. Instagram'da yapıştırıp paylaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap