Yapı Sektörünün Haber Portalı

Karaburun Envanter Çalışma Sonuçları Açıklandı

Karaburun Envanter Çalışma Sonuçları Açıklandı

Karaburun Envanter Çalışma Sonuçları Açıklandı

Özel bilgiler

ETKİNLİK
Başlangıç Tarihi
07.10.2006
Bitiş Tarihi
07.10.2006






















Türkiye Bilimler Akademisi-Türkiye Kültür Sektörü (TÜBA-TÜSEK) Türkiye Kültür Envanteri Projesi 2005 yılı Çalışma Sonuçları, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maçka Yerleşkesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mustafa Kemal Amfisinde gerçekleştirilen bir toplantı ile açıklandı.

Toplantının “Kırsal Mimarlık, Mezar Taşları ve Etnobotanik Envanter Çalışmaları” başlıklı oturumunda, İzmir-Karaburun Yarımadası Kırsal Mimarlık ve Mezar Taşları Envanter Çalışmasının 2005 yılı sonuçları hakkında bilgi veren Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç.Dr. Sedat Emir, Çullu, Hisarcık, Ambarseki ve Saib köylerini kapsayan çalışmada, geçen seneden farklı bulgularla karşılaştıklarını belirtti.

İlk kez bu yıl, Ambarseki köyünde çatılı evlere rastladıklarını ifade eden Emir, “Önceden, yapılar ayrıntılı olarak işlenmiyordu. Buların sadece yerleşim yerlerindeki konumları inceleniyordu. Fakat 2005 yılında devreye sözlü tarih ve mezar taşlarının da girmesiyle, çalışma daha geniş bir yelpazeye oturdu” şeklinde konuşarak yarımadadaki konutların özelliklerini şöyle sıraladı: “Yarımadanın, özellikle doğusunda, tek birimden oluşan konutlar var. Birimler, yapı, yerleşme ve yerleşmenin iskanı konusunda önemli bir referans. Evler genellikle kare planlı. Saib’te ise birleşik yapı düzeni, bitişik konut yapısı ve kule evlere rastlamak mümkün. Genellikle duvarlar taş ve balçıkla birleştirilmiş.”

Mezar taşları önemli bir referans
Emir, çalışmanın ikinci konusu olan mezar taşları araştırmalarında ise taşlar üzerindeki isimlerin, ünvanların, bezemelerin, cemaat isimlerinin, kırdaki yaşam hakkında önemli bilgiler verdiğini belirterek, “Hisarcık Mezarlığı’nda farklı kodlar ve farklı gruplaşmalar gözleniyor. Örneğin, 1200’lü yıllardan kalma, aynı aileye ait yedi mezar diğerlerinden çok daha yüksekte. Bu kot farkı bize o tarihlerde veba salgını olduğunu ve bu ailenin veba salgınından öldüğünü ve bu yüzden de daha yüksek bir yere gömüldüğünü düşündürüyor.” diye konuştu.

Çeşmeler önem taşıyor
Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Nilgün Kiper ise yarımadanın geçmişi hakkında bilgi verdi. Nüfusunun yarısından fazlasının mübadele ile Selanikten gelen göçmenlerden oluştuğunu söyleyen Kiper, yarımadanın aslında ada niteliğinde olduğunu ve su sıkıntısı çektiğini belirterek bu yüzden yarımadanın en önemli yapılarından birinin çeşmeler olduğunu ifade etti.

Toplantı, "Cizre (Şırnak) ve Çevresi’nin Etnobotanik Özellikleri", "Kazdağı Milli Parkı ve Çevresi’nde Etnobotanik Envanter Çalışması", "Başkavak (Konya) Kasabasının Etnobotanik Özelikleri" başlıklarıyla devam etti.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.