Yapı Sektörünün Haber Portalı

Kocaeli'99 Acil Durum Yönetimi Konferansı Sonuç Bildirgesi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörlüğü, İTÜ Afet Yönetim Merkezi ve ABD Federal Acil Durum Yönetim Merkezi'nin (Federal Emergency Management Ag

Kocaeli'99 Acil Durum Yönetimi Konferansı Sonuç Bildirgesi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörlüğü, İTÜ Afet Yönetim Merkezi ve ABD Federal Acil Durum Yönetim Merkezi'nin (Federal Emergency Management Agency - FEMA) işbirliğiyle "Kocaeli'99 Acil Durum Yönetimi Konferansı", geniş bir katılımla 16-17 Ocak 2003 tarihlerinde, İTÜ Ayazağa kampusunda Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

İlk defa ABD dışında FEMA'nın"Yüksek Öğretim" formatında yapılan bu konferansta "Devlet ve Mevzuat", "Bilim ve Teknoloji", "Zarar Azaltma", "Eğitim" ve "Gönüllü Kurumlar ve Medya" başlıklı oturumlar düzenlendi. Tüm oturumlarda afet ve acil durum yönetiminin her kademesinin birbirinden ayrılmaz birer parçaları olan kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, yerel yönetimler, STK'lar, gönüllüler, özel sektör, medya, eğitim ve bilim çevrelerinin temsilcileri 1999 yılında yaşanan Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra acil durum yönetimimizdeki mevcut bilgi ve uygulamaların durumunu tartışılıp geleceğe yönelik hedefler belirlendi. Konferansta aşağıdaki değerlendirmelerde ve önerilerde bulunuldu:

· Türkiye bir afet sonrası yıkım ve yara sarma sarmalından çıkmalıdır. Bunun için modern afet yönetiminde olduğu gibi, müdahale ve iyileştirme çalışmalarından oluşan kriz yönetiminden daha çok, zarar azaltma ve hazırlık çalışmalarından oluşan risk yönetimine önem verilmelidir. Bu nedenle ülkemizde artık "insanlarımızı enkaz altından nasıl kurtarırız?" düşüncesiyle yapılan çalışmaların yerine, "insanlarımız enkaz altında kalmasın!" düşüncesiyle yapılacak olan çalışmalara öncelik verilmelidir.

· Tüm tehlikelere karşı ailemizin, komşularımızın, kurumumuzun ve ülkemizin güvenliğini sağlamada kişisel, kurumsal ve toplumsal sorumluluklarımız vardır. Bu nedenle afetlere dayanıklı bir toplum oluşturmak için afetlerin zararlarını azaltmak ve afetlere hazırlık çalışmalarıyla birlikte, afet eğitimi ve tatbikatları tüm seviyelerde yapılmalıdır.

· Etkin bir acil durum yönetimi ancak aynı komuta sistemi, dil ve yöntemlerinin kullanabilmesi ile birlikte basit fakat aynı organizasyon yapısıyla gerçekleştirilebilir. Bu nedenle acil durumların organizasyonel yapısı, normal hallerdeki yapı ile uyumlu olmalı ve önceden hazırlanacak olan acil durum yönetim planlarında da yer almalıdır. Acil durumlara müdahale ekiplerinin senkronize olabilmesi için de, ülke genelinde ve her seviyede bir standart Olay Komuta Sisteminin yaygınlaştırılarak afet öncesi, sırası ve sonrasında kullanılması sağlanmalıdır. Bu kapsamda yerel, il, bölge ve ülke genelinde profesyonel ve gönüllü kuruluşlar tarafından uygulanacak olan aynı olay komuta sistemi uygulamada önemli yararlar sağlayacaktır.

· Ülkemizdeki halihazır afet ve acil durum yönetimin yapısında yetki ve sorumluluk karmaşası vardır. Bu sorun, afet ve acil durum yönetimine ilişkin tüm işlevlerin ulusal düzeyde bir elden ve eşgüdümlü olarak yönetilmesi ve yerel kurumları güçlendirilmesi ile ortadan kaldırılabilir. Ayrıca, tüm tehlikeleri, acil durum ve afet yönetiminin tüm paydaşlarını, tüm kaynakları ve modern afet yönetimin dört evresinin hepsini içeren bir bütünleşik ve bilimsel afet yönetimi sisteminin ülkemizde oluşturulup uygulanması gerekmektedir.

· Tekrara düşmeden ve olaya tek yönlü yaklaşmadan kaynakların verimli bir şekilde kullanılabilmesi için üniversitelerimiz bilimsel ve bütünleşik afet yönetimi sisteminin oluşturduğu bir bütün içinde işbirliği yapmalıdır. Aynı zamanda bu bütünün bir parçası olan özgün problemlere yönelik bilgi üretmek, bilgiyi transfer etmek ve örnek modeller oluşturmak için özgün projeler de yapabılmalıdır.

· İnsan topluluklarının afetlere hazırlanabilmesi için karşılaşabilecek tehlike ve oluşturdukları riskleri önceden bilmesi gerekir. Bu nedenle bilimsel ve bütünleşik afet yönetimi, öncelikle tüm tehlikelere karşı gelen risk analizlerinin değişik ölçeklerde yapılmasını gerektirir. Bunun için standart bir uzaktan algılama, coğrafik bilgi sistemi vb teknolojiyle birlikte tüm tehlikelerin oluşturduğu risklere ait bilgilerin, tüm devlet kurum ve kuruluşlarında afet yönetimi sisteminin tüm evrelerinde etkin şekilde kullanılabilmesi gerekmektedir.

· Şehirlerimizdeki mevcut yapı stoku ve nüfus hareketlerini doğru bir şekilde belirleyerek, buna yönelik sağlıklı bir istatistik yapılmalı ve gerçeği yansıtan sayısal veri tabanları oluşturulmalıdır. Bunun için hiçbir şekilde kaçak yapılaşmaya müsaade edilmemeli ve Kimlik Kanunu tavizsiz uygulanmalıdır.

· Toplumda sigorta bilincinin gelişmesine olanak sağlanmalıdır ve zorunlu sigorta tüm yaygın afetler için de uygulanmalıdır. Sigortacılık, yerleşme ve yapılaşmaları tüm tehlikelere karşı etkili bir biçimde denetleyecek ve afetlere dayanıklı bir toplum oluşturmaya teşvik edecek şekilde yapılandırılmadır. Bununla birlikte devlet zorunlu sigorta sisteminin getirdiği hasar teminatının arkasına sığınarak standart koyma, eğitim, eşgüdüm ve denetleme görevlerini ihmal etmemelidir.

· Bugün Türkiye'de, ilk ve orta öğretim ders ve kitaplarında afetlere verilen önem/yer toplumu oluşturan tüm bireylerde güçlü bir afet bilinci oluşturmak için yeterli değildir. Benzer şekilde, yüksek öğretimde mühendislik, fen, sosyal ve sağlık bilimler programlarında da afetlerle ilgili konulara ve derslere yeterince yer verilmemektedir. İlk ve orta öğretimde afet bilincini vermeye ve doğru davranış şeklini öğretmeye yönelik konular yaşama dönük, yaparak ve yaşayarak öğrenmeye uygun bir şekilde ders programlarına entegre edilmeli; yüksek öğretim programlarında ise afet tehlikesi ve riski ile afet zararlarının azaltılması konularında temel bilgileri içeren zorunlu dersler açılmalıdır. Sertifikalı mühendis uygulamasına da bir an önce geçilmelidir.

· Medyanın ve dolayısıyla toplumun doğru bilgiye sağlıklı bir şekilde ulaşabilmesi halinde, medyanın söylenti kontrolünden afetlere hazırlık ve zarar azaltmaya kadar afet yönetiminde yadsınamaz ve çok önemli rolleri vardır. Bu nedenle, her acil durum eylem planına "Acil Durumda Basın ve Halkla İlişkiler" eki hazırlanarak konulmalıdır.

· Gönüllü kuruluşların desteği, heyecanı ve uzmanlığı olmadan devletin tek başına afete uğramış toplumların ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Ülkemizde "Gönüllü İtfaiyecilik" ve "Sivil Savunma Gönüllüsü" olgusu/oluşumunun hızla yaygınlaştırılmasıyla birlikte gerektiğinde göreve çağrılabilecek "Geçici Afet İşçisi" uygulaması da değerlendirilmelidir. Gönüllü kuruluşların afet yönetiminin dört evresinin her birinde oynayacağı rol ve yapacağı hizmetleri engelleyici kanun ve yönetmelikler düzeltilmeli ve gönüllüleri iyi niyetle yaptıkları işler için yasalar karşısında korumaya yönelik "Yardımseverlik" kanunu da çıkartılmalıdır.

· Ülkemizde ve bölgemizde afet ve acil durum yönetimi ve afete müdahale ile ilgili uzman bir enstitü kurulmalıdır. Burada hem profesyonel hem de gönüllü afet ve acil durum yöneticileri aynı afet yönetimi ve komuta sistemini, dil ve yöntemleri kullanabilmeleri için periyodik olarak eğitilmelidirler.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.