Roca Grup, günümüzün değişen banyo ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği armatür, lavabo, klozet ve duş sistemleri portföyü ile hizmet verirken; 4 kıtada 39 ülkede 78 fabrikayla üretimini gerçekleştirdiği vitrifiye konusunda da sektörün liderleri arasında yer alıyor.
Dünya genelinde banyo ihtiyaçları değişirken üreticilerden Türkiye’deki projeler özelinde farklı beklentiler de gelişiyor. Roca Türkiye Genel Müdürü Dr. Murat Özyamanoğlu ile markanın Türkiye pazarına yönelik ürünlerini ve çalışmalarını konuştuk…
Türkiye’de yeni konut projelerinde banyoların metrekareleri küçülürken beklentiler artıyor. Kompakt alanlarda yüksek performanslı çözümler geliştirme yaklaşımınız nedir?
Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde alan verimliliği öncelikli hale geldi. Buna paralel olarak kullanıcılar, daha küçük metrekarelerde dahi konfor, estetik ve fonksiyonelliği bir arada talep ediyor. Bu da kompakt alanlar için akıllı ve yüksek performanslı çözümler geliştirmeyi daha önemli hale getiriyor.
Gömme rezervuar sistemleri, duvara entegre çözümler ve alan kazandıran tasarımlar bu noktada öne çıkıyor. Aynı zamanda su tasarrufu, dayanıklılık ve bakım kolaylığı gibi kriterleri de korumak gerekiyor. Türkiye’deki üretim altyapımız sayesinde ölçü, teknik uyumluluk ve proje ihtiyaçlarına göre esnek çözümler sunabiliyoruz. Bu yaklaşım, hem mimari tasarım özgürlüğünü destekliyor hem de uygulama sürecini kolaylaştırıyor.
Reklam Goruntulenme Bolumu
Büyük ölçekli projelerde teknik şartname süreçlerinde en çok hangi kriterler belirleyici oluyor?
Proje segmentinde üç temel başlık öne çıkıyor: dayanıklılık, verimlilik ve sürdürülebilirlik. Geliştiriciler artık yalnızca ilk yatırım maliyetine değil, ürünün uzun vadeli performansına ve bakım maliyetine bakıyor. Su ve enerji verimliliği sağlayan sistemler, yüksek test standartları ve uzun ömürlü mekanizmalar tercih ediliyor. Roca Türkiye olarak projelere erken aşamada dahil oluyor, teknik ekiplerimizle şartname sürecine destek veriyoruz. Eskişehir tesisimizin stratejik üretim merkezi olması, kalite standardizasyonu ve süreklilik açısından önemli bir güven unsuru oluşturuyor.

BIM ve dijital teknik veri entegrasyonu konusunda Türkiye’de nasıl bir altyapı sunuyorsunuz?
Dijitalleşme artık projelerin ayrılmaz bir parçası. Teknik çizim, ürün datası ve entegrasyon süreçlerinin dijital platformlarda erişilebilir olması mimarlar için önemli. Global Ar-Ge gücümüz sayesinde ürünlerimizin teknik verilerini dijital ortamda erişilebilir kılıyor, proje ofislerinin planlama süreçlerini kolaylaştırıyoruz. Bu yaklaşım, hata payını azaltırken uygulama sürecini hızlandırıyor. Türkiye operasyonumuz, küresel teknik standartlarla entegre çalıştığı için proje ofislerine güvenilir ve güncel veri sağlama konusunda güçlü bir altyapıya sahip.
Özellikle teknik şartnamelerin oluşturulması ve ürün seçimleri sürecinde BIM object datalarını sunabiliyor olmak sektör paydaşları için çok kıymetli bir konu. Bu sayede bir yapı elemanının hem 3D geometrisini hem de teknik/veri özelliklerini aynı anda verebiliyoruz.
Her bir üründe BIM object yayınlamamızın temel nedeni, projelerde ürünlerinin daha erken aşamada ve doğru şekilde seçilmesini sağlamaktır. Bu noktada stratejik ve teknik birçok fayda sağlıyoruz.

Türkiye’de üst segment konut projelerinde tasarım dili nasıl evriliyor?
Minimal çizgiler, mat yüzeyler ve doğal tonlar öne çıkıyor. Kullanıcılar artık banyoyu yalnızca işlevsel bir alan olarak görmüyor; yaşam alanının estetik devamı olarak konumlandırıyor.
Roca’nın global tasarım dili ile yerel pazar dinamiklerini birleştiriyoruz. Türkiye’de fiyat-performans dengesi önemli bir kriter olmaya devam ederken, estetik beklenti de aynı oranda yükseliyor. Bu nedenle hem tasarım hem fonksiyon açısından dengeli çözümler sunuyoruz.
Reklam Goruntulenme Bolumu
Gömme rezervuar sistemlerinde Türkiye pazarı nasıl bir noktada?
Gömme rezervuar sistemleri artık standart hale geliyor. Özellikle yeni projelerde bu sistemlerin erken aşamada planlandığını görüyoruz. 2026 stratejimizde gömme rezervuar kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarımız öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Bu ürün grubunda hem teknik güvenilirlik hem de su tasarrufu önemli bir tercih kriteri. Türkiye’nin bölgesel üretim merkezi rolü, bu alanda daha güçlü bir konumlanma sağlıyor.
Deprem gerçeği göz önüne alındığında yapı içi teknik ekipmanların güvenliği daha fazla konuşuluyor. Bu konuda yaklaşımınız nedir?
Deprem, Türkiye’nin yapısal bir gerçeği. Bu nedenle ürün dayanıklılığı ve montaj güvenliği büyük önem taşıyor. Test süreçleri, uzun ömürlü mekanizma tasarımı ve montaj standartları bu alandaki önceliklerimiz arasında. Üretim modernizasyonu ve kalite kontrol süreçlerine yaptığımız yatırımlar, ürün güvenilirliğini artırmayı hedefliyor. Projelerde teknik ekiplerle yakın çalışarak uygulama sürecinin doğru ilerlemesini destekliyoruz.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’de proje segmentinde nasıl bir konumlanma hedefliyorsunuz?
Türkiye’yi yalnızca bir satış pazarı olarak değil, bölgesel bir üretim ve proje yönetim merkezi olarak konumlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik, teknik inovasyon ve üretim verimliliği ekseninde ilerleyeceğiz. Özellikle su ve enerji tasarrufu sağlayan çözümler, akıllı sistemler ve modern üretim altyapısı, proje segmentindeki konumumuzu daha da güçlendirecek. Amacımız; mimarlara ve geliştiricilere yalnızca ürün değil, güvenilir ve uzun vadeli bir çözüm ortaklığı sunmak.
0 Yorum
Yorum Yap