Yapı Sektörünün Haber Portalı

Tasarım Seminerinde Firmalar Tasarımla Perçinlenen Başarı Öykülerini Anlattılar

Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından düzenlenen <b>"Başarının Görsel Anahtarı: Tasarım"</b> temalı uluslararası seminer, 2-3 Haziran tarihinde İstanbul Maslak Princess Otel'de gerçekleşti.

Tasarım Seminerinde Firmalar Tasarımla Perçinlenen Başarı Öykülerini Anlattılar
Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından, tasarımın gündeme getirilmesi, uluslararası tescil ve korumayla ilgili mevzuat ve yöntemlerin tanıtılması ve tasarım yoluyla farklılaşmanın vurgulanması amacıyla düzenlenen "Başarının Görsel Anahtarı: Tasarım" temalı uluslararası seminer, 2-3 Haziran tarihinde İstanbul Maslak Princess Otel'de gerçekleşti. Konuşmacılar arasında tasarımcılar, sanayiciler, TPE yetkilileri, hakimler, meslek kuruluşları, akademisyenler ve uluslararası tescil kruluşlarının üst düzey yetkililerinin bulunduğu seminerde tasarım kavramı; oluşumundan marka kimliğine katkılarına, firmalara katma değer sağlanmasından uluslararası alanda korunmasına kadar pekçok yönüyle tartışıldı.

TPE Başkanı Yusuf Balcı, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Genel Müdür Yardımcısı Philippe Petit ve İç Pazarda Uyumlaştırma Ofisi Topluluk Tasarımı (OHIM Community Design) Bölüm Başkanı Paul Maier'in açılış konuşmalarıyla başladı. Seminerin ilk oturumunda söz alan ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nden Gülay Hasdoğan, tasarımın insanı anlamakla başladığını vurguladığı konuşmasında, firmaların tasarım sürecine katkısının tasarımın sonucunu belirleyici rolü olduğunu ekleyerek, bu amaçla öğrencilerinin 2002 yılından itibaren firmalarla işbirliği kurarak yürüttükleri bitirme projelerinden örnekler sundu.

Gülay Hasdoğan, hazırlık çalışmalarında yer aldığı ve 1995 yılında yürürlüğe giren 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "tasarım" tanımı üzerinde de durdu. Buna göre "bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerden oluşturduğu bütündür" şeklindeki tasarım tanımda, OHIM tanımında vurgulanan tasarımın görsellik boyutunun daha genişletilerek KHK'da yer almasını sağladıklarını söyledi.

TPE Endüstriyel Tasarımlar Dairesi Başkanı Naim Uğur, kendilerine tescil için başvuran tasarımlarla ilgili prosedürü anlattığı ve tescil kararına yapılacak itiraz sürecinden bahsettiği konuşmasında, bir tasarımın tescil edilmesinde önem gösteren yenilik ve ayırt edici nitelik kavramları üzerinde durdu. Buna göre; bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilirken; bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olması, bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile herhangi bir tasarımın böyle bir kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık olması olarak ifade edildi. Uğur, TPE'nin özellikle son yıllarda yaptığı atılımla tescilli tasarımların web siteleri aracılığıyla on-line aramaya açıldığını belirtti.

İkinci oturumda söz alan WIPO Uluslararası Tescil Sistemleri Hukuk Bölümü Danışmanı Maria-Pia Guerra, Endüstri ürünleri tasarımlarının uluslararası tescili konusunda Türkiye'nin de imzaladığı Lahey Antlaşması ve uygulamaları hakkında bilgi verdi. TPE Marka Uzmanı İlker Uzunlar ise Guerra'yı tamamlar nitelikteki konuşmasında, WIPO'ya başvuru sürecinin yerel ayağından bahsetti.


Günün diğer oturumlarında, Paul Maier tarafından Avrupa Birliği'nde tasarım koruması üzerine detaylı bilgi verilirken, ülkemizde tasarım korumasının hukuki boyutu ele alındı ve tasarım davaları üzerinde duruldu.

Seminerin ikinci gününde ilgi çekici oturumlardan biri, tasarıma verdikleri önemle başarılarını pekiştiren Vestel, Eczacıbaşı ve Urart firmalarını temsilen konuşmacıların markalarının başarı öykülerini anlattığı bölümdü. Vestel adına söz alan Endüstriyel Tasarım Bölüm Müdürü Burak Emre Altınordu, Vestel'de endüstriyel tasarımın geldiği noktayla ilgili bilgiler verdi. Vestel'de ar-ge çalışmalarının 1987'de başladığını söyleyen Altınordu, üretimlerinin % 90'ını dış pazara satan bir firma olarak dünyada adı geçen bir marka olma hedeflerinin, kendi tasarımlarına dayalı ürünler üreten bir firma olmayı kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti. 10 kişilik tasarımcı ekibiyle, geçen yıl 50 farklı tasarım projesi geliştirdiklerini, bunlar için Vestel'in 40 milyon $'lık kalıp yatırımı yaptığını belirten Altınordu, bu tasarımların yurtdışına pazarlanmasının yanısıra iç pazar talepleri doğrultusunda tasarımlarının Vestel ya da farklı markalar adı altında pazarlandığını ifade etti. Vestel'de çalışan tasarım grubunun en önemli şansının tasarımları hayata geçene kadar tüm süreci gözlemleyebilmeleri ve bunun onları motive eden bir faktör olduğunu ifade eden Altınordu, teknolojideki gelişmelerin yakından izlendiğini ve bu kapsamda yurtdışı fuarlarının bazılarında bizzat ürünlerini sergileyerek yer aldıklarını ekledi.

Eczacıbaşı Holding adına söz alan Vitra Tasarım Müdürü Yalçın Arpat, seramik ve sağlık gereçleri alanında Türkiye ihracatının % 55'ini gerçekleştiren bir firma olarak, dünyada ilk 10 üretici arasında yer aldıklarını, 1980'li yıllara kadar uluslararası alanda kabul görmüş ürünleri kopyalayarak süregelen üretimin bu tarihten sonra kendi özgün ürünlerini yaratmaya dönük bir seyir izlediğini ifade etti. 1990'lardan itibaren yurtdışından tasarım desteği aldıklarını ekleyen Arpat, 2000'li yıllarda dünyaca tanınan bir marka olma hedefiyle uluslararası alanda yatırımlar yaptıklarını ve yerli yabancı pekçok ünlü tasarımcıyla işbirliğini sürdürdüklerini belirtti. Marka olmanın yolunun tasarımdan geçtiğini, tasarımın kendileri için başarının aracı olmanın yanısıra insanların hayatına renk katmak için de bir yol olduğunu vurgulayan Arpat, sıradan iş yapmaktan uzaklaşabilmenin ancak özgün tasarımlarla mümkün olabileceğini ekledi.

Urart adına söz alan Genel Müdür Kaya Şenyüz ise, tasarımlarının görselleri eşliğinde yaptığı konuşmasında, Anadolu medeniyetlerinden esinlenerek çıktıkları tasarım yolculuğunda bugün geldikleri noktadan bahsetti. Taklide çok açık bir alan olan takı üretiminde özgünlüğü koruyabilmek için tasarıma önem verdiklerini, tasarımcılarını güzel sanatlar ve endüstri ürünleri tasarımı mezunlarından özenle seçtiklerini belirten Şenyüz, iki senede bir 300 parçalık büyük koleksiyon ve her sene 150 parçalık küçük koleksiyonlar üreterek tasarımlarını sürekli yenilediklerini belirtti. Tasarımcılarının iki farklı yöntemle çalıştıklarını, bir kısmının zanaatkarca yaptıkları tasarımları mum modellerle hayata geçirirken bir bölümünün de CAD uygulamaları kullanarak tasarımlarını ürettiklerini söyledi.

İkinci gün sonraki oturumlarda ise firmaların endüstriyel tasarım yaparken nelere dikkat etmesi gerektiğinin yanıtları aranırken, tasarımla ilgili yeni kanun tasarıları üzerine bir panelle seminer son buldu.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.