Yapı Sektörünün Haber Portalı

Tekrar Merhaba

Oruç Çakmaklı, sekiz yıllık bir aradan sonra kendine ait atölye galerisinde Yaz 2002 resim sergisiyle izleyicilerine merhaba diyor. Kuledibi’n

Tekrar Merhaba
Oruç Çakmaklı, sekiz yıllık bir aradan sonra kendine ait atölye galerisinde Yaz 2002 resim sergisiyle izleyicilerine merhaba diyor.
Kuledibi’nde hareketli bir öğleden sonra. Mısırcılar hemen hemen tüm mısırlarını satmış. Güneş kulenin arkasına geçmiş, kahvede oturanlar gölgenin tadını çıkarıyor. Turistler omuzlarını ağrıtan bakışlarla kuleyi süzüyorlar; bir aşağıdan yukarıya, bir yukarıdan aşağıya. Kulenin dibinin yeni mekânlarından İspanyol kafesi İberico’nun İspanyol sahibesi tavlaya oturmadan peynirli patates kroket kızartıyor. Birazdan tavlanın başına oturacak, tavlanın tuş ve zar seslerinden İspanyolca mı Türkçe mi olduğu zor kestirilen cümlelerini birbiri ardına sıralayacak. İşte tam da bu sokakta Numara 12’nin merdivenlerini tırmanıyorsuz. Katlara yayılmış, çiçekler, sarı kadınlar, ikizler, düşünen adamlar içerisinde ilerliyorsunuz. Burası duvarları resim dolu bir evi, mobilyasız oluşuyla bir atölyeyi andırıyor. Oruç Çakmaklı, sekiz yıllık bir mola verdiği plastik sanatlar sahnesine işte böyle arada derede bir ev - atölyede açtığı sergiyle dönüyor. Çakmaklı’nın o az çizgide çok şeyler anlattığı stilini, renkçi yüzünü, çizgileriyle inşa edip edip bozduğu mizahi yönünü de, hepsini özlemişiz. "Ben ve Ben ve Bisikletöteki çizgiyle boyanın kardeşliği bir kez daha bize onun resimlerinin bu önemli unsurunu hatırlatıyor. Atölye evin henüz birinci katını dolaşıyoruz, pencere kenarındaki kitaplara ister istemez şöyle bir göz atıyoruz. İngilizce bir çingeneler kitabı. Dünyadaki farklı çingenelerin farklı fotoğrafları. Her birinde genişlik, o yüreğin nevresim gibi içine koca bir yorganı alışı mevcut. Renk desen gani. Her şey, her yüz, her ağız renkli. Oruç Çakmaklı’nın resimlerinin dibinde yer alan kitap, resimlerle yoğun bir ilişkide. Çakmaklı’nın sarı kadınlarında, kırmızı kadınlarında da o geniş hal var. Resimlerinin tümünde o doğal renkçilik, o mekânı ve figürü birbirine rahatça giydirme ve soyma, ferah ferah bir yerleşmişlik ve aynı zamanda bir türlü yerleşememişlik, göçebelik var.
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu Çakmaklı, 1983 yılında mimarlık üzerine yüksek lisansını Massachuttes Institute of Technology America’da yapıyor. Daha önce Carnegie, Mellon Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar dersleri alan Çakmaklı, doktorasını Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de veriyor. Plastik sanatlar sahnesine ilk kez 1990’da Galeri MD’de solo sergi yaparak büyük bir adım atan Çakmaklı, daha sonraki yıllar Dadyadost Sanat Galerisi’yle çalışıyor. Bu galeride birçok kez solo sergiler yapıyor. Ancak ne var ki resme bir süre ara veriyor. Belki anlatacak bir şeyi kalmadığından elinde, belki de nasıl anlatması gerektiğinden bir türlü emin olmadığı için... Çakmaklı, yeni arayışlarla süren bu uzun mola sırasında, mimarlık konusunda öğretim görevlisi görevine devam ediyor. Şimdi Kuledibi’ndeki ev - atölyesinde yaza ve izleyicilere tekrar merhaba diyor. Yeni resimleri, o yeni arayışlarının egemen olduğu yeni hikâyeleri bu evin en üst katında. Ama oraya girmek serbest değil. Oranın kapısı önümüzdeki kış açılmak üzere kilitli.

Oruç Çakmaklı Sanat Atölyesi
Yaz 2002
0212 292 59 91

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.