Burhan'ın resimlerini, kendi kuşağının başka sanatçılarından zorunlu biçimde ayıran özellikler, Burhan'ın insan yapısından gelen ve o nedenle de sanatına kaynak oluşturan değerlerdir. Kullandığı teknikten ele aldığı içeriksel ayrıntılara kadar her şey, bildiğimiz bir ressam davranışının tezahürleri olarak çıkmaz karşımıza onun resimlerinde.
Kiminin altına ufak notlar düşerek yakın dostlarına armağan ettiği desen ve eskizleri yanında, koleksiyoncuların seçtiği birkaç yağlıboya çalışmasının da yer aldığı sergi, Burhan Uygur anısına iki yıl önce düzenlenen aynı nitelikteki serginin ardından (Galeri Antik) bu kez, saklandıkları köşelerden çıkan yeni ve pek çoğu bilinmeyen örneklerle, onun sanatını yıllanmış bir anı gibi belleklerinde hep canlı tutan dostlarının sunumuyla bir başka galerinin duvarlarında sıralanıyor. Acımasız zaman hükmünü icra ededursun, söz konusu sanat olunca, derin kazılmış izler, yokluğun defterinde silinip gitmiyor. Burhan'ı son yolculuğuna 1992'de uğurlamıştık. Neredeyse 15 yıl olacak. Hayata tutunmaya çalışan delişmen yapısı, sanat dışında hiçbir şeye değer vermeyen umursamaz çılgınlığı ve her birinde ayrı bir anı izini derinlere kazımaya çalıştığı resimleriyle, bu zaman aralığının ötesinden gene gülerek bakıyor bizlere.
Sessiz başkaldırı
Başta Ahmet Naim Aksaç, onun kimliğinde ''hakiki'' bir dost yüzü yakalamış olanlar, zulalarında özenle saklamış oldukları anı belgesi resimleri, bir galeri mekânında buluşturmanın coşkusunu yaşamaktalar şu sıra. Sergi hazırlanırken, bir bir saklandıkları yerlerden çıkıyorlar, Burhan onları yeniden buluşturuyor. Yaşanmış anılar, duvardaki resimlerden ta şarak paylaşılan ortak değerlere dönüşüyor. Hemen belirtmek gerekir, çoğu sanatçının ölüm yıldönümü nedeniyle ya da salt anmak amacıyla düzenlenmesi gelenek haline gelen sergilerden oldukça farklı bir sergidir bu. Hele retrospektif olmak gibi bir iddia taşımaktan uzak.
Serginin bu yapısallığı, ''mütevazı'' işlerin çoğunlukta olduğu ve belki de bu nedenle fazla önemseme eğiliminde olmayacak bir kesimin gözünde ''sketch'' etkisi uyandırmanın ötesine geçemeyecek bu derlemeyi, alışılmış olanlardan uzağa çekiyor. Birkaç boyaresim hariç tutulursa,-bunlar arasında Burhan'ın adıyla doğrudan örtüşen tipik örnekler de yer alıyor- bir anlamda, onun günlüğüdür bu sergi; ya da günlüğünün birkaç sayfası.. Bu sayfaları karıştırdıkça, sanatı, kendi yaşamının aynası olarak görmüş ve öyle algılamış olan bir sanatçının sessiz çığlığına tanık olacaktır izleyici.
Burhan'ın resimlerini, kendi kuşağının başka sanatçılarından zorunlu biçimde ayıran özellikler, Burhan'ın insan yapısından gelen ve o nedenle de sanatına kaynak oluşturan değerlerdir. Kullandığı teknikten ele aldığı içeriksel ayrıntılara kadar her şey, bildiğimiz bir ressam davranışının tezahürleri olarak çıkmaz karşımıza onun resimlerinde. Üretilmesi kaçınılmaz olan kalem ve fırça izlerinden tutun, entelektüel bir sanatçının endişeleriyle fazlaca benzerlik göstermeyen, içeriksel değerleri biçimin gerisinde tutmadığı için duyumsallığı her defasında öne çıkaran tavrına varıncaya kadar, her şey, onda kurguyu aşar, kendisiyle özdeş olmanın içtenliğini yüceltir.
Bir karşı-duruştur bu, ''moda'' nın düzenbazlığına bir tür başkaldırıdır. Ama siz, onun sessiz başkaldırısını pek de fark etmezsiniz, ne var ki duyumsallığı sizi sarmalamakta gecikmez. İçli bir duyumsallık da diyebilirsiniz buna. İçli oluşu, içselliği nedeniyledir. Yaşamın o sahte tebessümüne aldanmak istemek; tebessümün kendisinden gelmesini ister. Çelişkiler karşısında yeterince hazırlıklı olduğundan, çıkar yolu şiire sığınmakta bulur. Resminin şiirselliği bundan ötürüdür. Şairlerle sıkı-fıkıdır, onlarla düşüp kalkmaktan hoşlanır. Kendisini en iyi anlayanların da şairlerin kendisinin değil, onların kitapları olduğu inancını hep saklı tutar içinde. Tıpkı çantasında defterlerin yanı sıra, şiir kitaplarını her zaman bulundurması gibi..
Baskı resimler
Serginin belki de en tipik parçası, Burhan'ın Akademi mezuniyetini izleyen aylarda yaptığı Paris konkuru resmidir. Her nasılsa bu sergiye de girmiş olan resim, konkurda başarılı bulunmuştu, ama Burhan'ın sözlü sınavda ''pragmatizm'' kavramını açıklamakta zorlanması nedeniyle, beklenen olumlu sonucu vermemişti. Ne bilsindi pragmatizmi Burhan? Ola ki resmindeki ''pragma'' nın farkında olan jüri, onu tuzağa düşürmenin incelikli bir yolunu bulmuş olmalıydı.
İMOGA koleksiyonundan gelen baskı-resimler, serginin güzel bir bölümünü oluşturuyor. Burhan'ın desinatör yeteneği, hayatı vefa etseydi, bu tür resimlerden daha pek çoğuna imzasını atmasına olanak verecekti. Şimdi bu sözümüzü duymuş olsa, gülüp geçer, bir eskizinin altına iliştirdiği ermişlere özgü şu yorumla karşılık verirdi belki: ''Hayat, sele kapılmış bir ince dal gibidir.''
Sergi, 20 Mart'a kadar görülebilir.
Barbaros Bulvarı, No. 113/B Balmuncu
T: 0212 288 48 48
Haberi faydalı bulduysanız tek dokunuşla paylaşın.
Link kopyalandı. Instagram'da yapıştırıp paylaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap