Yapı Sektörünün Haber Portalı

Yapı Buluşmaları 3- Yurt Dışında Uygulanmış Projeler

Yapı Buluşmaları 3- Yurt Dışında Uygulanmış Projeler

Yapı Buluşmaları 3- Yurt Dışında Uygulanmış Projeler
























"Yapı Buluşmaları"nın üçüncüsü 12 Mayıs akşamı İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla Binası'nda yapıldı. Tayfun Gürkaş'ın moderatörlüğünde, Arolat Mimarlık'tan Gonca Çırakoğlu, Kerem Erginoğlu, Hasan Çalışlar, Murat Soygeniş ve Murat Tabanlıoğlu'nun katılımıyla gerçekleşen toplantının ana teması Türk mimarların yurt dışında uygulanmış projelerinin gelişim süreci ve tasarımcı-müşteri ilişkileriydi.

Toplantıda ilk sözü alan Gonca Çırakoğlu, Arolat Mimarlık'ın Brüksel'in kuzeyinde, 20. yüzyılın başında Kraliyet Antreposu olarak kullanılan binanın yeniden işlevlendirilmesiyle ilgili çalışmalarını anlattı. Binanın başka bir firma tarafından başlanmakla birlikte yarım kalan yenileme çalışmasına, tanıdık bir mimar aracılığıyla aday olan Arolat Mimarlık'a öneri proje hazırlaması için 2-3 ay gibi bir süre tanınmış. Arolatlar, Belçika'da yapılan sunumun ardından İstanbul'a gelen işveren temsilcisi tarafından projeyle ilgili görevlendirilmişler. Daha sonra yerel bir firmayla ortak çalışmaya başlayan Arolat'lar, binaya yapılacak müdahale için daha önce başlayan çalışmadan farklı olarak, eskinin olduğu gibi korunması ve yeni eklenen kısımların mevcut yapıdan tamamen koparılarak vurgulanması yaklaşımını seçmişler. Eklenen yeni katmanlarla binanın işlevi zenginleştirilirken, aydınlatma ana bir unsur olarak projeye dahil edilmiş. Projenin bire bir büyüklükte modelleri yapıya uygulanmış ve onay alındıktan sonra uygulama gerçekleştirilmiş. Alt katı kamusal alan, üst katları ofis olarak tasarlanan yapıda kullanılan mobilyalar Belçika'dan seçilmiş.

İkinci olarak söz alan Kerem Erginoğlu, Rusya'nın kuzeydoğusunda gerçekleştirdikleri Anadyr Kültür Merkezi projesini anlattı. Soğuk bir iklimde yapı yapmanın zorluklarıyla baş etmek zorunda kaldıklarını anlatan Erginoğlu, bu nedenle, taşıyıcı sistem malzemesi konusundaki tercihlerini çelik konstrüksiyondan yana kullandıklarını ifade etti. Yapı topraktan 1.5 metre yükseltilerek binanın içinden kaynaklanan ısının yapının oturduğu zemini eritmesi engellenmiş. Erginoğlu, proje arazisini görmeden tasarıma başlamak zorunda kalmalarının ve işverenle çok az görüşme fırsatı bulmalarının projelendirme sürecinde karşılaşılaştıkları zorluklar olduğunu belirtti. Çok maksatlı bir salon, sergi salonu, müze ve diskotek gibi birimleri içinde barındıran yapının çelik konstrüksiyonu tamamen Türkiye'de üretilirken, cephe ve çatı kaplama malzemeleri Finlandiya'dan getirilmiş.

Erginoğlu'ndan sonra söz alan Hasan Çalışlar, Hindistan'da gerçekleştirdikleri konut projesini anlattı. Londra'da iç mimarlık yapan bir Türk firma aracılığıyla işi aldıklarını söyleyen Çalışlar, halihazırdaki tesise ek olarak gerçekleştirmeleri istenen konut için üç alternatif hazırladıklarını söyledi. Bu alternatiflerde mal sahibinin istekleri ve Hindistan'ın yerel mimari geleneği dikkate alınmış. İşveren, mimarlardan "Indian-modern" olarak adlandırılabilecek ve bir Türk mimar tarafından tasarlandığı okunabilen bir yapı istemiş. Çalışlar, düşündükleri konsepti iyi aktararak işvereni etkilemeyi başardıklarını, dolayısıyla küçük detaylarla ilgili zaman kaybetmeden ilerleyebildiklerini ancak malzeme cinsi ve teminiyle ilgili sıkıntılar nedeniyle projenin sayısız revizyondan geçtiğini belirtti. Birbirine zıt iklim koşulları için tasarlanan bu iki yapının gerek çevresiyle uyumu gerekse işveren ilişkileri açısından oldukça öğretici olduğu görülüyordu.

Söyleşinin bir diğer katılımcısı Murat Soygeniş, mezuniyetini takiben bursla gittiği ABD'nin Baltimore şehrinde gerek tasarım grupları gerekse kendi kurduğu ofis aracılığıyla yaptığı tasarımlardan örnekler vererek sözlerine başladı. Öncelikle Baltimore kentinin mimari yapısından ve liman bölgesinin dönüşümünden bahseden Soygeniş, konuşmasının son kısmında gerçekleştirdiği yerel mimariyle uyumlu konut ekini anlattı.

Son olarak söz alan Murat Tabanlıoğlu, Hırvatistan'ın tarihi şehri Dubrovnik'te savaş sırasında Sırplarca bombalanan Hotel Libertas'ın yenilenmesi için hazırladıkları projeden başlayarak aralarında Ukrayna'nın başkenti Kiev için hazırladıkları ikinci tren istasyonu projesinin yanısıra Ürdün'ün başkenti Amman'da Kral adına hazırladıkları çok işlevli merkezi de bulunduğu birkaç yurtdışı projesini anlattı. Tabanlıoğlu, bu üç proje haricinde Kazakistan'ın Astana şehri için Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev tarafından çağrılı olarak hazırladıkları anıtsal piramit ve stadyum projelerinin gerçekleştirilme süreçlerini anlattı. Çok işlevli piramit için Tabanlıoğlu ve Norman Foster ofisi birer öneri hazırlamışlar. Sonuç olarak bu iki ofisin projeyi ortak yürütmesine karar verilmiş. "Palace of Peace" olarak adlandırılması planlanan piramitin başlangıçta dünyanın en büyük piramiti olması arzulanmış ancak son tasarımda proje daha makul boyutlara çekilmiş. 15 ay sonra tamamlanması planlanan bu proje için Tabanlıoğlu ve Foster bürolarından beşer kişinin Astana'da çalışmalarını ortaklaşa sürdürdüğünü söyleyen Tabanlıoğlu, uluslararası bir mimarlık ofisinin çalışma pratiğiyle ilgili edinecekleri deneyimin bu projeyi ortaklaşa yürütme konusunda aldıkları kararda etkili olduğunu ifade etti. Astana'da daha önce SOM tarafından tasarlanan stadyum önerisini yeniden ele alan Tabanlıoğlu Mimarlık, açılır kapanır bir çatıya sahip olacak bu yapının çatı çözümü için kendi deyimleriyle dünyanın en iyi mühendislik firmalarından biri olan İngiliz Buro Happold ile işbirliği yaparken, stadyumun çok işlevliliğiyle ilgili planlama çalışmalarının da sürdüğü ifade edildi.

Sunuşlardan sonra toplantının yöneticisi olan Tayfun Gürkaş, toplantıda anlatılan projelerin, iki binli yıllarla birlikte Türk mimarlarının dünya mimarlığının birinci liginde yer almaya başladıklarının bir kanıtı olduğu yorumunu yaparken bundan sonra nasıl bir yol izlenmesi gerektiği sorusunu ortaya attı. Dinleyiciler arasında yer alan Emre Arolat bu yoruma katılmadığını, anlatılan projelerin çoğunda işverenlerin batılı ülkelerden olmadığını, Avrupalılarla çalışırken iş alma süreçlerinin çok daha farklı olduğunu ve Türk mimarlarının daha katedecek çok yolu olduğunu söyledi. Konuşmacılar Arolat'ın yorumlarına kısmen katılmakla birlikte, yapılan işlerin ufak da olsa birer aşama olduğu noktasında birleştiler. Hasan Çalışlar yurt dışında proje yapma çabasının sektörün Türkiye'deki durumu nedeniyle daha çok mecburiyetten kaynaklandığını belirtti. Murat Soygeniş, gelişmenin eleştirerek değil üreterek sağlanabileceğini ekledi. Murat Tabanlıoğlu ise Emre Arolat'ın eleştirisine verdiği cevapta, tasarımla iş alma yöntemini ayrı tutmak gerektiğini, kendilerinin müteahhit firmaların aracılığı olmadan doğrudan mal sahibine tasarımlarını sunduklarını ve bunları kabul ettirerek iş aldıklarını vurguladı.

Daha sonra söz alan dinleyicilerin tespitleri ise Türkiye'de mimarlar arasında dil birliğinin yoksunluğu ve özümüze ait bir mimarlık dilinin olmaması nedeniyle yurt dışında veya Türkiye'de proje yapmak arasında bir fark bulunmadığı ekseninde yoğunlaştı.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.