Yapı Sektörünün Haber Portalı

Yeni Mimar - Mimarlıkta Kariyer 2005

Yeni Mimar gazetesinin bu sene ilk defa gerçekleştirdiği Mimarlıkta Kariyer 2005 toplantıları 7-8 Mayıs’ta Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleşti.

Yeni Mimar - Mimarlıkta Kariyer 2005
Yeni Mimar gazetesinin bu sene ilk defa gerçekleştirdiği Mimarlıkta Kariyer 2005 toplantıları 7-8 Mayıs’ta Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleşti.
Yeni Mimar gazetesi gerçekleştirdiği organizasyon ile ilgili takdir toplarken davetli konuşmacılar tarafından Türkiye’de mimarlık politikası yapan tek yayın olduğu söylenerek övüldü.

Çok Yönlü Bir Tasarımcı Kariyeri: Behruz Çinici
Toplantıların ikinci günü Arda İnceoğlu ve Mehmet Kütükçüoğlu’nun yürüttüğü “Çok Yönlü Bir Tasarımcı Kariyeri: Behruz Çinici” adlı oturumla başladı. Behruz Çinici’nin kendi kariyer hikayesiyle ilgili yaptığı girişten sonra oturum yürütücülerin sorularıyla devam etti. Behruz Çinici soruları cevaplarken hem kendi kariyer hikayesini katılımcılarla paylaştı hem de mimarlığa başladığı dönemde hangi çevreler içinde ne gibi zorluklarla karşılaşarak mimarlık yaptığını anlatırken farklı bir dönemi tanımlamış oldu. Oturumda Behruz Çinici’ye kendi deneyimlerine yönelik sorular yöneltilirken, Çinici’nin mimarın rölü, işadamlığı ve mimarlık gibi genel konularda da görüşleri alındı. Oturum sonrasında Çinici kariyeri boyunca tuttuğu günlükleri ve çizimlerini katılımcılarla paylaştı.
Oturumdan notlar:
Behruz Çinici’nin kendi yaptığı girişten sonra oturum yürütücülerin sorularıyla ilerledi. Arda İnceoğlu, Çinici’ye ‘dağbaşında’ kurulup bu günkü gibi bir yerleşkeye dönüşen ODTÜ kampüsündeki başarısını nasıl sağladığını sordu. Behruz Çinici ODTÜ yerleşkesinden ve şehirciliğin dilinin mimarlık olduğundan bahsettikten sonra asıl ilham kaynağının yetiştiği okul Taşkışla olduğunu söyledi. Kendi zamanında Taşkışla’nın tam bir sanat okulu olduğunu belirten Çinici mimarlığın üniversite eğitim sistemine girmesini yanlış bulduğunu belirtti. Mimarlığın okullardan ayrılması gerektiğini öne sürerken mimarın eğitiminin bir ustanın yanında verilmesi gerektiğini söyledi.
Çinici Mehmet Kütükçüoğlu’nun mimar rolleri ile ilgili sorusuna sadece ‘mimar’ etiketine inandığını söyleyerek karşılık verdi. Kütükçüoğlu sorusunda tek başına akademisyen olup olmayacağı ve akademisyen mimar, tasarımcı mimar, yönetici gibi tanımlar konusunda Çinici’nin düşüncelerinin ne olduğunu sorarak devam etti. Çinici İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ‘yüksek mühendis ve mimar’ şeklindeki ‘megalomanik’ bulduğu ünvanını hiç kullanmadığını, salt ‘mimar’ kimliğine inandığını söyledi. Bu mimarın davet edildiğinde hocalık da yapacağını belirten Çinici akademisyenlerin pratik konusundaki eksikliklerinden dolayı iyi eğitim verilmediğini düşündüğünü belirtti.
Behruz Çinici mimarların arkasında devlet desteği olmamasından yakındı.
Söz Behruz Çinici’nin tanburiliğine geldiğinde Çinici müziğe olan ilgisinden bahsettikten sonra konuşmasını “Yüce tanrım bana mimarlığı tamamen unuttursun...herşeyi unutup, dostlarımı düşünmek, müzik dinlemek, resim yapmak istiyorum” diyerek bitirdi.
Avrupa Birliği Yolunda Değişen Mimar Profili
Aykut Köksal tarafından yürütülen “Avrupa Birliği Yolunda Değişen Mimar Profili” başlıklı panele konuşmacı olarak Uğur Tanyeli, Süha Özkan, Köksal Anadol ve Emre Arolat katıldı.
Köksal Anadol kısa bir açıklamayla konuya girdi. AB’ye girmenin değil, o standartlarda olmanın önemli olduğunu söyledi. Anadol’un değindiği bir başka konu ise mimarlar olarak bir entelektüel envanter yapmanın gerekliliği idi.
Ardından Uğur Tanyeli dünyayı AB bağlamında değerlendirmenin yanlış olduğunu söyleyerek söze başladı. Avrupa içinde de kalıp bir standartın olmadığını belirten Tanyeli durumu meslek içinden okumaya çalışmayı önerdi.
ABD’de yüksek lisans yapıp mezun olanların %50’sinden azının mesleği ‘tasarımcılık yapacağım’ diyerek sürdüğünü %55’inin (akademisyenlik dahil) tasarımla ancak dolaylı ilişkisi olan bölümlerde çalışmayı tercih ettiklerini söyledi. Bu da eğitimin sadece ‘tasarımcı mimar’ yetiştirmeye yönelik olmaması gerektiği ortaya çıkardı.
Uğur Tanyeli dünyanın her yerinde olan kronik bir mimar işsizliğinin başlıca nedeni olarak mevcut müsrif eğitim sistemini gösterdi.
Tanyeli örgütlenme ve ekonomik yapıda önemli bir değişim olduğundan bahsetti. Tanyeli’ye göre ABD’de büyük sermayeli gruplar tarafından örgütlenen bir büro sistemi var ve her geçen gün ABD’de yeni bir şirket kurma gibi büro açma da pahalanıyor.
Tanyeli küçük büro cenneti Türkiye’de durumun zor olduğunu ekledi. Ekonomik yapı açısından Türkiye’yi az gelişmiş sektör kategorisinde gören Tanyeli bunun çözümünün eğitimle ilgisi olduğunu kabul etmekle birlikte asıl sorunun sermaye birikiminin az olması olduğunu belirtti ve ek staj talebi gibi yöntemlerin çözüm olmayacağını ekledi. Tanyeli’nin gözlemlerini kendi endişeleri olarak niteleyen Emre Arolat incelediği yurt dışındaki büroların buradan yapı endüstrisinin oradaki potansiyelini kullanabilmekten başka farkları olmadıklarını belirtti. Arolat Türkiye’de mimarlığın gösteri sanatı olarak algılandığından, mimarların da bu görüşe göre koşullandığından yakındı.
Süha Özkan Türkiye’deki mimarlık hizmetlerinin ucuz olduğuna, büyük büroların bile büyük projeleri gerçekleştiremediğine değindi. Büyük işlerin hep yabancı ve çok zaman da kötü şirketlere verildiğini söyledi.
Mesleğin farklı çalışma alanlarına değinen Özkan sigorta şirketlerinde gayrimenkul ekspertiz işi yapan mimar da, proje yönetimi yapan kişi de olunabileceğini söylerken eğitimin hep tasarıma yönelik olmasıyla ilgili kaygılarını belirtti.
Köksal Anadol büro yapılanması konusunu irdeledi. İçinde 2-3 jenerasyon barındıran büro, bir büroda 10-15 yıl çalışan meslektaş olmamasından yakındı. Büyük programlı yapılarla ilgili olarak küresel bürolaşma kavramından sözetti. Anadol’un 300-400 kişilik küresel bürolarından sonra Tanyeli bilgisayar yüzünden küçülen bürolardan bahsetti. Ancak gerçek bir büro kurmak için gerçek bir endüstriyel şirket kadar sermaye gerektiğini de ekledi. Büyük firmaların işlerini bireysel ilişki kurmadan halletmek istemeleri sonucunda yabancı firmalara yönelindiğini öne süren Tanyeli bu firmaların Türkiye’ye geldiklerinde yaptıkları işin, işi parçalara bölüp burada dağıtmak olduğunu söyledi ve Türkiye’de bu gibi bir iş dağılımını yapacak şirket olmadığını söyledi. Konuşmasını “Az gelişmiş bir ülkeyseniz mimarlık sektörünüz de az gelişmiş olur” diyerek bitirdi.
Kariyerin Dolambaçlı Yolları – 2 (Sohbet Grupları)
Mimarlıkta Kariyer 2005 etkinliği içinde ikinci gün katılımın oldukça az olması nedeniyle sohbet gruplarına ayrılmak yerine tüm grupların konuşmacıları tek bir salonda yer aldılar. “Kariyerin Dolambaçlı Yolları” adlı bu sohbetlerin ikincisinde Atilla Yücel, Faruk Malhan, Uğur Tanyeli, Süha Özkan, Ahmet Eyüce, Haydar Karabey, Köksal Anadol ve Emre Arolat konuşmacı olarak yer aldılar. Aykut Köksal’da sohbetin yürütücülüğünü üstlendi. Oturumun büyük kısmı konuşmacıların kendi “kariyerlerinin dolambaçlı yolları”nı katılımcılara anlatmalarına ayrıldı. Daha sonra da katılımcıların soruları alındı.

Toplantılar kapanış kokteyli ile sona erdi.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.